Yine Geldi Üç Aylar !/30 Nisan 2014

Tartışma 'Dini Konular' içinde başlatan mataracı61, 30 Nis 2014.

  1. mataracı61

    mataracı61 Moryağmur Moderatör Yönetim Ekibi

    [​IMG]

    Yusuf KAMBUR
    yusufkambur@hotmail.com
    “Rabbinizin mağfiretine ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış eni gökler ve yer kadar olan cennete koşuşun.” (Ali İmran 133)
    Mübarek üçayların gelişi tüm İslam aleminde olduğu gibi ülkemizde de bir başka coşku ve heyecan iklimi meydana getirmektedir.
    Recep ayının ilk Cuma akşamı(Yarın akşam) Regaip kandili ile başlayan kandiller geçidi, Recep ayının 27.gecesi Miraç kandili ve Şaban ayının 15.gecesi berat kandili ile devam edecek ve Ramazan ayının 27.gecesindeki kandillerin sultanı Kadir gecesi ile sona erecektir.
    İfrat ve Tefritleri bir yana bırakırsak bu kutsal gün ve geceler istisnasız tüm insanımızın manevi duygularından bir hareketlenme, davranışlarına çeki düzen verme, cömertlik ahlakında artış, namaza başlama, kur’anla daha fazla haşir-neşir olma, kendi dışındaki dertlere hassasiyet artışı meydana getirmektedir.
    Öyle ki, bu mübarek gün ve gecelerde “Kutsal değerlere saygı adına” içkili ve eğlence mekânlarının kapandığına, kumarhanelerin çalışmadığına şahit olunmaktadır.
    Bu topraklarda Allah ve Peygamber sevgisi, kutsal değerlere saygı, kalplerde öylesine kök salmış ki aleyhine yapılan hiçbir propaganda bu sevgi ateşini söndürememektedir. “Yok efendim, kandil gecelerinin bir kısmının Kur’anda yeri yokmuş, Hz.Peygamber zamanında kutlanmıyormuş falan-filan !”
    Sayı yarıştırma ve abartılı kandil programlarını bir tarafa bırakırsak, insanımızın bazı gecelerde camilere koşması, kur’an dinlemesi, vaaz-u nasihat dinlemesi, kaza namazları kılması, tevbeler etmesinin İslam adına kime ne zararı var? Küçük çocukların bu mübarek atmosferle yoğrulmasını din düşmanlarından başka kim istemez ki ?
    “Onlara de ki: Eğer yeryüzünde salına salına dolaşanlar melekler olsaydı, elbet biz de onlara elçi(Peygamber) olarak gökten bir melek indirirdik.” (İsra 95)
    “İnsan melek değil ki günah işlemesin.” Diyorlar. Doğrudur bu söz. İnsan, nisyan ile maluldür. Yani, mayasında kötülüklere yönelebilecek, yanlış işlere gidebilecek kabiliyetler mevcuttur. Bir bakmış ki, hiç istemediği halde yanlış yollara düşmüş, günah denizinde boğulmakta.
    İşte bu noktada insan, insan olduğunu hatırlayacak ve bu durumdan bir an önce kurtulmaya çabalayacaktır. Evet, insan melek değildir; ancak günahlarda ısrar eden, sürekli yanlış yollarda ömür tüketen bir şeytan da olmamalıdır.
    Hz.Peygamber(sav) bir defasında şöyle buyurdular:
    “Hiç şüphe yok ki kalpler de demirlerin paslandığı gibi paslanır.” Denildi ki :
    “Kalplerin cilası nedir ey Allah’ın rasulü ?”
    “Kalplerin cilası kur’an okumak(anlamak, tefekkür etmek, yaşamak), Allah’ı zikretmek ve ölümü hatırlamaktır.” (Beyhaki Hadisi)
    İnsanoğlu zaman zaman aslında kendisinin de istemediği, razı olmadığı, kendisine yakıştıramadığı yalnız işlere, yollara, imanla dolu kalbini kirletecek davranışlara düşmektedir. Allah sevgisi, Peygamber bağlılığı ve kur’an inancı tam olsa bile Allah’ın razı olmadığı hal ve hareketlere bulaşabilmektedir. Bu insanoğlunun doğasında var olan bir eksikliktir.
    Ancak, müslüman olmanın bir gereği bu kötü durumu alışkanlık haline getirmemek, günah denizinde bir ömür tüketmemek ve kendisine yakışmayan bu kötü durumdan bir an önce kendisini çekip çıkarmaktır.
    Çünkü bu günah bataklığında kaldıkça kalbi çamur kaplayacak, imanın ışığı sönecek, kalbini pas tutacak, paslandıkça paslanacak, katılaşacak ve Allah muhafaza bir suç delili gibi mühürleniverecektir. Müslüman böyle bir hayata razı olmamalı ve bir an önce kurtulmaya çalışmalıdır.
    İşte yüce yaratıcı bazı zaman dilimlerini insanın kendisini kurtarması, kalbindeki günah kirlerinden arınması için kullarına tahsis etmiştir. Bağışlanma, arınma, kendine gelme, kendini bulma, özündeki güzelliklere dönme adına özel zaman dilimlerini kullarının hizmetine sunmuştur.
    30 Nisan Çarşamba(Bugün) başlayan “Üç aylar”, 1 Mayıs Perşembe(Yarın) akşam idrak edeceğimiz “Regaip kandili”, “Ramazan günleri”, “Cuma gününün Cuma namazı saati”, “Her günün seher vakitleri” bu müstesna zaman dilimlerinden bir kısmıdır. Yeni bir başlangıç için önemli fırsatlardır.
    Sürekli ertelemek insanın helak olmasına sebep olur.
    Uyumak yarım ölüm, uyanmak kader işi,
    Sırrını bilmez bilim, ne zaman? Bilmez kişi.
    Kafalar hep tütsülü, gerçekler saklı kalır,
    “Yarın yaparım” derken, tüm işler yarım kalır.

    “Ey iman edenler! Samimi kalp ile tevbe ederek, içten bir sadakatle Allah’a yönelin! Umulur ki Rabbiniz günahlarınızı örter ve Allah’ın Peygamber ve ona katılarak iman edenleri mahcup etmeyeceği o gün, sizi tabanından ırmakların çağladığı cennetlere koyar…” (Tahrim 8)
    O halde, “İnsan melek değil ya tabii ki günah işleyecek” diyenlere biz de diyoruz ki “Evet, insan elbette melek değil ve hata eder ancak insan günahta ısrar eden bir şeytanda olmamalı, şeytanın peşine düşmemelidir.”
    Mübarek gecelerde ne yapmalı?
    1- Hayatın muhasebesi yapılmalı! Bu son kandilin olsa Allah’ın huzuruna çıkacak yüzüm ve tertemiz bir alnım, rükü eden bedenim, secdeye kapanan başım var mı diye bir muhasebe yapılmalıdır.

    2- Bu gecelere özel bir namaz yoktur. “100 rekat namaz kılana şöyle şöyle sevap verilir, 4444 tekbir getirene vs.” rakamlarla kalbi meşgul etmeden elinden geldikçe kaza namazları kılınmalı ve bundan sonra namazları kazaya bırakmamaya özen göstermelidir.

    3- Hangi ibadet olursa olsun az da olsa devamlı olanın makbul olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Bir gecelik ibadete yoğunlaşmanın ardından yarın eski hale dönülecekse o gece yapılan hayırlar amacına ulaşmamış sayılır.

    4- Çoluk çocuğumuza manevi iklimi teneffüs ettirmeli. Bu mübarek gün ve gecelerde aile bireylerine küçük hediyeler alınabilir. Hep birlikte camilerdeki programlara katılmak manevi hayat için önemlidir.

    5- Cami adabına riayet edilmelidir. Değerli kardeşim! Kadın olsun erkek olsun insanlığın imandan sonra en önemli vasfı edepli olmaktır. “Edepten nasibi olmayanın insanlıktan nasibi yoktur.” der Mevlana. Müslüman konuşma adabına, dinleme adabına, yemek yeme adabına, camide oturuş adabına, kur’ana saygı adabına dikkat etmelidir.
    Dikkat edelim “Biz Allah için vazgeçilmez değiliz. Allah bizim için vazgeçilmezdir. Bizim onu unutmamız onun için bir felaket değil onun bizi kulluğundan kovması bizim için en büyük felakettir.”
    Üç aylar hakkımızda hayırlara vesile olsun inşallah…

    kackar53.com
     

Bu Sayfayı Paylaş