Meşeköy (petran)

Tartışma 'Rize' içinde başlatan macka61, 21 Eyl 2010.

  1. macka61

    macka61 Aktif Üye

    MEŞEKÖY (PETRAN)
    Meşeköy, İlçe merkezi olan İkizdere’ye uzaklığı 25 km ve rakımı ise yaklaşık olarak 1500- 2000 m arasındadır. Soğuğu ve rüzgârı meşhurdur.Kışın, aniden bastıran kar yağışı bu köye apayrı bir güzellik kazandırır. 1970 li yıllardan önce köy geçimi tamamen hayvancılığa bağlı idi.Orman köyü olması nedeniyle köyün erkekleri kış boyunca yaptıkları hartoma,tahta,kürek,musandara,tekne,ve sandık vs.gibi kullanım malzemelerini İspirin köylerine atlarla götürüp satar ve ev ekonomisine katkıda bulunurlardı.Ancak o yıllardan sonra köyden göç olayı başladı ve bugün Memleketimizin hemen-hemen her iline göç edenler vardır.En çok Bursa’ya göç etmiştir. İkinci sırayı ise İstanbul almaktadır.oldukça maddi durumları iyi ve zengin sayılacak nice kardeşlerimiz,amcalarımız ve köylümüz vardır.Onlarla gurur duyuyoruz. Kaban Yayla ve Garzavan Yayla olmak üzere iki tane yaylası vardır.Mayıs 15-30 ve eylül 20-30 tarihleri arası yaylaya çıkılır. Yaylaları genelde düzdür ve hayvanların beslenmelerine uygun bir bitki örtüsü vardır.Yazın köyün nüfusu kalabalık olur.Özellikle Rize’de oturanlar yaylayı ve köyü şenlendirirler.

    Bunun yanında, görmeye değer büyük olan Soğanlı Gölü ve Katreç gölleri ve küçük-küçük krater göllerimiz vardır.

    Köyümüz oldukça düzdür. Kışın kayak yapılabilecek bir tek köy varsa o da Meşeköy köyümüzdür diyebiliriz.Ulaşım olarak tabii ki minibüs, taksi, kamyon vb sayabiliriz. Kışın ortasında bile, güneşin en geç battığı veya kışın güneşten en çok yararlanan köydür.

    Ayrıca, köyümüzün insanları ağaç işlerinde mahir olduklarından Van, Bingöl,Müş,Rize,İstanbul,Bursa gibi illerimizde atölyeleri vardır. Köyde en çok büyük baş hayvancılık yapılır. Küçük hayvan hemen-hemen hiç bulunmamaktadır.

    Cami Görevlileri:
    Köyümüzde 60 yıl kadar önce Molla Dursun namıyla meşhur Muratlıdan Kuku maksut denilen şahsın babası imamlık yapmaktaydı.Köyde her türlü karar onun tarafından verilirdi ve her konuda sözü geçen ,malın yaylaya çıkış ve iniş tarihleri onun tarafından verildiği söylenmektedir.
    Molla Dursun' dan sonra Kabahor köyünden Molla Osman namıyla meşhur molla efendi uzun süre imamlık yaptı.Neçiçede süpürge çalısı yaparken tipide donarak rahmetli olduğu söylenmektedir.
    Daha sonra da köy gençlerinin bir çoğunun hocası olan ve bana ilk olarak Kur'an-ı öğreten ve Yasin suresini ezberleten Kamaçın Dursunali namıyla meşhur zat uzun süre hocalık yapmıştır.Allah(CC) hepsinden razı olsun ve Rahmetullahi Aleyhim Ecmain.
    TARİHÇE
    İkizdere M.Ö. 3000 yıllarından beri yerleşim merkezi olduğu bilinmektedir.Daha sonraları Doğu Roma toprakları arasında görülen İkizdere Rize'ye bağlı bir manastırla idare ediliyordu. İstanbul’un Latinler tarafından 1204’te işgal edilmesinden sonra, Alexios Komnenos Gürcülerden de yardım alarak Trabzon’da bağımsız bir Trabzon-Rum Devleti kurmuştur (1204-1461). Tarihi belgelerde yörenin, Trabzon Rum İmparatorluğu’nun sınırları içerisinde olduğu belirtilmektedir. Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra Rize ve çevresi Selçukluların kontrolüne girmişse de daha sonra Trabzon Rum Devleti buraya yeniden hakim olmuştur. Fatih Sultan Mehmet’in 1461’de Trabzon’u ele geçirmesi ile birlikte Osmanlı topraklarına katmıştır.
    kizdere'ye gelen İlk Türkler Yıldırım Beyazıt Ordusundan ayrılıp Süleyman Çelebi ve Askerleridir. Türklerin gerçek anlamda İkizdere'ye yerleşmesi 1463 yılından sonra olmuştur. 1878'de Rize'nin sancak merkezi olmasi ile birlikte nahiye olmuştur. 93 harbinde Rus işgaline uğrayan İkizdereliler kurtuluş savaşına etkin biçimde katılmışlardır. Eski adı Kuray-ı Sab’a olan İkizdere, XIX.yüzyıl sonlarında Trabzon vilayetinin Lazistan Sancağındaki Rize Kazasına bağlı bir nahiye merkezi idi.15 Şubat 1916 tarihinde Rus işgaline uğrayan yöre, 11 Mart 1918 tarihinde işgalden kurtulmuştur. 1945’te ilçe olan Güneyce’ye bağlı bucak merkezi iken, ilçe merkezi 1952’de İkizdere’ye taşınmıştır. Çamlık deresi ile Cimil deresinin birleştiği yerde olduğu için,1933 yılından sonra iki dere anlamında kullanılan İKİZDERE adını almıştır
    İkizdere' nin tarihi köyümüzü de kapsamkdadır.Ayrıca köyümüze ait bir tarihçe kayıtlarda rastlanmamıştır.Ancak köyümüzün de çok eski bir yerleşim yeri olduğu köydeki kalıntılardan anlaşılmaktadır.Karzavan yayladan aşağıya boyalıktan arçevit deresine doğru sık meşeden giden yol üzerinde dükkan kalıntıları ve demir hurdalarının bulunması,yaylada mahalli lehçe ile isimlendirilen tek puar ile çift puar arasında bulunan yükseklikte ev kalıntılarının ve birçok yerde bulunan demir hurdaları,halkoda bulunan demir hurdalıkları bunu göstermektedir.
    Eskiden Köyümüzün Erzurum’ a bağlı olduğu ve ulaşım halko-yığınlık ve kaban yaylanın üstünde aldağdan İspir tarafına aşıldığı,İkizdere ile yol bağlantısının olmadığı ve sahil ile bağlantısının Mahuranın üstünden Hayrat ve oradan da Of’’a ulaşıldığını eskilerimiz anlatırdı.
    İkizdere'nin Osmanlı Arşivlerinde 1870'li yıllara ait durumu.
    Rize kazasına mülhak Kuraiseba nahiyesinde beheri arzen yarım ve tulen bir saat vüsatında altı kıta orman olup bu ormanlarda olan eşcarın ekserisi çam , kızılağaç, pelit ve gürgenden ibarettir.
    Kuraiseba nahiyesinin bazı köylerinde senevi tahminen beş yüz top kadar kaba keten bezi ve yününden siyah şal ve çorap necs ve imal olunup civar nahiyelere nakil ve füruht olunur.
    Rize kazasına tabi Kuraiseba nahiyesinde meşahir-i ehlullahdan makam-i ali olmayup fakat hayli nam kitab-i meşhurun musannifi olan zatın nahiye-i mezkurada Hayatlı karyesinde bir mağara gibi makam olup ekser ulema ziyaret ederler.
    Kuraiseba nahiyesine tabi Van karyesinde bir orman içinde nebean eder bir ılıcık su olarak bu suyun cereyan ettiği yerde beyaz taş hasıl olup bu taştan kireç ve kendisinde nuhas rahihası olduğu misillü uyuz ve kaşıntı vesair emraza dahi menfaati vardır.

    alıntı
     
  2. macka61

    macka61 Aktif Üye

    Köyün Coğrafi Özellikleri:

    Rize iline bağlı İkizdere ilçesinin bir köyü olan Meşeköy, İkizdere'nin güney ucunda kurulmuş güzel bir köydür.Köyümüzün batısında Kama ve Tozköyü (Mahura),Kuzeyde Yerelma (Cevadoz),doğuda Gölyayla (Kabahor) güneyde Çifteköprü (Meles ve Mayılar) , Karzavan yaylanın Soğanlı dağından Bayburt ve Kaban yaylanın Eğrisu dan ispir sınırları ile çevrilidir. Köy hakim bir tepede kurulmuş olup, güneye doğru Meşebaşı, Büyükçukurlar, Halko, Kuyu, Yığınlık, Aldağ ve Demirkapıdan İspir'in köylerine yaya yoluyla gidilir.Diğer üç tarafı derelerle çevrilidir. köyden 200 veya 300 metre ne tarafa gidilirse gidilsin ormanlarla kaplıdır. Belirli bir yükseklikten sonra orman biter ve yazları yemyeşil, binbir çeşit çiçeklerle süslenmiş otlak alanları başlar,kışın ise karlarla kaplı olur.


    Meşeköyü orman köyüdür ve etrafı ladin ve köknar çam ağaçlarıyla oluşan ormanlarla çevrilidir.Dere kenarlarında kızıl ağaç ve yabani fındık,ve pelitlik denen yerde de pelit ağaçları vardır.

    Köy ile 80 km , ilçeye 28 km uzaklıkta olup, bu yolun 12 km si asfalt ve geriye kalanı 16 km stabilizedir. İlk zamanlarda ulaşım hayvanlarla yapılırken sonra köyde bulunan bir iki minibüs, jip, kamyon gibi araçlarla yapılmaktaydı. Günümüzde ise çok sayıda ulaşım aracı mevcuttur.

    İklim:

    Karadeniz iklimi (Okyanusal İklim veya Ilıman Deniz İklimi) asıl olarak Kuzey Anadolu Dağları'nın Karadeniz’e bakan yamaçlarında görülür. Genel özellikleri şunlardır:

    * Her mevsim yağışlıdır.
    * Doğu Karadeniz Bölümünde maksimum yağış sonbaharda, minimum yağış ilkbaharda düşer. Yıllık yağış miktarı 2000-2500 mm’dir.

    Altyapı bilgileri

    Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi yoktur ancak ptt acentesi vardır. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol [toprak]] olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.
     
  3. macka61

    macka61 Aktif Üye

    EKONOMİSİ


    Meşeköy Köyü halkı önceleri geçimini hayvancılık,orman köyü oluşu nedeniyle ağaç ürünlerinden ve çiftçilikle karşılamaktaydı. Ekili arazinin az oluşu ve nüfusunun fazla oluşu nedeniyle insanlar geçimlerini sağlayabilmek için 40'li yılların başında gurbet hayatıyla tanışmaya başladılar.Trakya,Samsun,Amasya ve birçok ile sırtlarında hızarlarla gurbete çıkmaya başladılar. Daha sonraları İstanbul'a, Bursa'ya, Samsun'a ve Türkiye'nin hemen hemen bütün illerine göç edip yerleşmişlerdir. Türkiye'nin hangi köşesine giderseniz gidin kesin bir sıla özlemi duyan Petranlıya rastlamak mümkündür.
    Köyden göç edip gidenlerin maddi durumları oldukça iyidir.Köy orman köyü olduğundan ağaçtan her türlü eşyayı yapma kabiliyetine sahiptirler Bu nedenle köden göç eden ailelerin büyük bir kısmı Kereste tüccarlığı yapmaktadırlar.Rize,Ordu,İstanbul,Bursa,Bingöl, Muş, Van ve birçok ilde keresteciler petranlıdır.Müteahhitlik yapanlar,devlet memuru olanlar,fabrika sahibi olanlar ve Köyden göç edip gidenlerin hiçbirisi köyle irtibatını kesmemişlerdir.Eskiden köyümüzde fakirlik vardı ama gönül zenginliği vardı.Şimdi ise Allah'a hamd olsun hem maddi zenginlik ve hem de gönül zenginliğin vardır.

    HAYVANCILIK
    1960 lı yıllardan önce köyümüzde hem küçük hem de büyük baş hayvan besiciliği yapılmakta idi. Kış şartları ağır olduğu için her evin iki tarafında büyük bölmeler yapılırdı ve tamamen otla doldurulurdu.Çayı ayı denilen Ağustos ayında yediden yetmişe herkes tırpanla(namı diğer -kerendi) ot biçmeye gidilirdi.Soğanlının dağından,katreçin dağından şinafostan,yığınlıktan uzaklık önemli değildi, nerde ot varsa kesilir, kurutulur,at,katır veya sırtlarında eve taşınır ve belmeye doldurulurdu.1970 li yıllardan sonra köy çok sayıda göç verdiği için Köyde kalanların sayısı oldukça azaldı.Köyde kalan tüm aileler bir veya iki büyük baş hayvan beslemektedir.

    [​IMG]

    ORMAN ÜRÜNLERİ
    Köyümüz orman köyüdür.1970 li yıllardan önce kışın her evin harmanından hızar sesi gelirdi.Biçilen tahtalarda musandara, sandık, hartoma,kürek,kaparalı gelin sandığı,ekmek teknesi vs büyük bir özen ve ustalıkla yapılır,yaz başı gelince at veya katırlarla soğanlı veya eğrisudan ispir tarafına gocuhtur,ancicah,gadmer, ahpırık,sedaa ve nice köylerine gider satarlardı.Babam ve Dedem o kadar anılarını anlatırlardı ki hiç gitmeden İspir'in köylerinin isimlerini öğrendim.O geleneklerini devam ettirerek şimdi ise köyün büyük bir bölümü kerestecilik yapmaktadır.

    TARIM
    1970 li yıllardan önce Petran köyünde hemen hemen her aile tarlasında arpa ekerdi. Hem hayvanlar yerdi hemde değirmende öğütülerek un yapılırdı.Köyde boş alan kalmazdı.Şimdi ise tarlalar tamamen ota terk edildi ve tarımcılık tamamen ortadan kalkmış oldu.
    Her aile kışın yiyeceği kadar evin yanındaki tarlanın bir bölümünü patates ekerdi.Tamamen doğal olarak yetişen patates çok kumlu olurdu. Zamanı gelince patatesler sökülür ve soğuğa karşı korumak için her evin bir bölümünde patates kuyusu açılır ve orada kış boyu muhafaza edilirdi.
    YAYLACILIK

    Köyümüzün iki yaylası vardır Karzavan ve Kaban yayla diye.25 mayıs gelince köy ihtiyar heyeti yaylaya çıkış gününü belirler ve o karara göre bir anda mal yaylaya çıkar ve köyde kimse kalmazdı.25 eylüle kadar mal yaylada dururdu.İspirde yapılan panayıra deri derlerdi ve eylülün 20 sinde yapılırdı.Köy ihtiyar heyeti deriden sonra karar verir ve mal yayladan inerdi.Yayla zamanı boyunca insanlar kışın yiyecekleri yağ, peynir,mincisini (lor) yaparlardı.


    ARICILIK
    Eskiden Köyümüzde arıcılıkla uğraşanların sayısı oldukça az idi. Aşağı Gavuzlunun aşağısında Petekli denilen bir yer vardır.Petekleri koymak için ağaçtan yapılmış yer vardı burası Petekli ismini de buradan almıştır.Son zamanlarda ticari amaçlı olmasa da aile içi ihtiyaç gözetilerek yapılan arıcılık artmıştır.Özellikle mal yaylaya çıkınca Rize, de duranlar arılarını yaylalara getirmrktedirler.

     
    Son düzenleme moderatör tarafından: 21 Eyl 2010

Bu Sayfayı Paylaş