Karagöz İle Hacivat Konuşmaları 3

Tartışma 'Karadeniz Şiir, Yazı ve Hikayeleri' içinde başlatan Serdar Yıldırım, 15 Ağu 2019.

  1. KARAGÖZ İLE HACİVAT: KABAK PİŞTİ, TABAĞA DÜŞTÜ
    Karagöz ile Hacivat yolda karşılaşır.
    Hacivat: " Aman Karagözüm, ben de seni arıyordum. "
    Karagöz: " Buldun işte ne olacak? "
    Hacivat: " Hanım evde kabak pişirdi, bir tabak kap da gel. "
    Karagöz: " Senin hanım tabak mı pişirdi? "
    Hacivat: " Tabak değil, kabak pişirdi. "
    Karagöz: " Tamam gelirim. "
    Hacivat geri dönüp giderken, Karagöz arkasından söylenir: " Hanımı evde tabak pişirmiş. Ben evden kabak getirecekmişim. Pişmiş tabağı kabağın içine koyacakmışım. Şu Hacivat hekime bir uğrasa iyi olacak. "


    KARAGÖZ İLE HACİVAT: DOST ACI SÖYLER
    Karagöz: " Hacivat, biz eski dostuz, değil mi? "
    Hacivat: " Aman Karagözüm, tabi ki eski dostuz. "
    Karagöz: " Mesela ne kadar eski? "
    Hacivat: " Çok eski. Yılları üst üste toplamak zaman alır. "
    Karagöz: " Dost acı söylermiş, doğru mu? "
    Hacivat: " Doğrudur. Yanlışta olan dostuna acı söylersin. Onu uyarırsın. "
    Karagöz: " Gel o zaman şu kebapçıya girelim. Bana acı söyle. "
    Hacivat: " Karagözüm, neden acı söyleyeyim? Yanlışa düşmedin ki. Acı konuşamam. "
    Karagöz: " Bre Hacivat, acılı Adana söyle. "
    Hacivat: " Ha şu mesele. Olur söylerim. Benim dostumsan sen de bana bir acılı söylersin. "
    Karagöz: " Söyledim gitti ama hesabı ödemen şartıyla. "
    Hacivat: " Olur Karagözüm, hesabı ben öderim. "


    KARAGÖZ İLE HACİVAT: HERKÜL
    Hacivat kurbanlık koyun seçmektedir:
    " Karagözüm gel, şu koyunu kucakla. Bakalım elli okka çeker mi? "
    Karagöz koyunu kaldıramaz. Etrafına toplananların bakışlarından etkilenir ve başını öne eğer.
    Hacivat böyle bir fırsatı kaçırmaz: " Yazık sana Karagözüm, bir koyunu kaldıramadın. Oysa bu alanda bir tosunu kaldırdığına ben şahidim. "
    Karagöz başını kaldırır, derin bir iç geçirir: " Doğru o zaman yirmi beş yaşındaydım. Herkes bana herkül demişti. "
    Hacivat: " Şimdi yaşın elli oldu. Herkülün heri gitmiş, külü kalmış. Bir yirmi beş yıl sonra külün de kalmaz. "
    Seyredenlerden gülenler olunca Karagöz Hacivat'ın alay ettiğini anlar. Hacivat'ın üstüne hamle yapar. Yakasından yakalar. Hacivat gömleğini çıkarıp, Karagöz'ün elinden kurtulur ve kaçmaya bakar. Karagöz Hacivat'ı kovalar ancak yakalayamaz.


    KARAGÖZ İLE HACİVAT: DEVE ÇORBASI
    Hacivat: " Karagözüm, yanında torba var mı? "
    Karagöz: " Hı.. "
    Hacivat: " Torba, torba. Şuradan biraz ot yolalım. "
    Karagöz: " Sabah içtiğim mercimek çorbası. "
    Hacivat: " Çorba değil, torba dedim. "
    Karagöz: " İşkembe çorbası, yayla çorbası. "
    Hacivat: " ? "
    Karagöz: " Tavuk çorbası, deve çorbası. "
    Hacivat: " Ötekiler neyse de deve çorbası ne alaka? "
    Karagöz: " Deveyi yatırırsın falakaya. "
    Hacivat: " Hani deve nerede? "
    İşte diyen Karagöz hamle yapınca Hacivat kaçar. Arkasından koşan Karagöz, dur kaçma, elli sopa hediyem olsun, diye bağırır.


    KARAGÖZ İLE HACİVAT: BİR KÜP ALTIN
    Karagöz kuyu açmak için, bahçeyi kazarken bir küp altın bulur. Çok sevinir. Bir saat sonra Bursa'da Karagöz'ün altın bulduğunu duymayan kalmaz. Halk, kapının önünde uzun kuyruklar oluşturur. Karagöz sıradan gelene on altın verir. Altınlar giderek azalmaya başlar. Hacivat Karagöz'ün altın bulduğunu ama bu altınları dağıttığını duyunca soluğu Karagöz'ün yanında alır.
    Hacivat: " Aman Karagözüm, altın bulmuşsun, iyi, güzel de bulduğun altınları neden dağıtıyorsun? "
    Karagöz: " Altınların yarısı bana yeter. Diğer yarısı fakir fukaranın. Onlar da sevinsin. "
    Hacivat: " Karagözüm, sen ne kadar altın buldun? "
    Karagöz: " Bir küp altın. Küp benim boyumdan daha uzun. "
    Hacivat: " Fakir fukaranın diyorsun da kalabalık arasında servet sahibi çok zengin gördüm. Bunların içinde sabahtan beri üç dört defa kuyruğa girenler varmış. Elbise değiştirip tekrar kuyruğa girerlermiş. "
    Karagöz: " Vay köftehorlar? Boşuna değil şapkasını gözlerinin üstüne kadar indirip bakışlarını kaçıranlar vardı. "
    Hacivat: " Bu zenginler daha zengin olursa halkı çok fazla ezer. Zenginleri şımartma. Dağıtımı kes. Kalan altınları sayalım. Kendine yetecek kadarını ayır gerisini yarın ben senin yanında gerçek ihtiyaç sahiplerine veririm. "
    Karagöz: " Tamam Hacivat, dediğin olsun. "
    Karagöz halktan yana dönerek, bugünlük dağıtım bitti. Yarın altınları Hacivat dağıtacak deyince homurtular artar, kalabalık dağılır.
    Hacivat Karagöz ile birlikte bahçeye çıkar. Karagöz küpte kalan iki avuç altını Hacivat'a verir ve başka altın kalmadığını söyler. Hacivat düşer, bayılır. Daha sonra ayılan Hacivat, bu altınları da dağıtır korkusuyla Karagöz'ün verdiği altınlarla birlikte evinin yolunu tutar.
    Ertesi sabah küpteki altınların sıfırlandığını duyanlar, Karagöz'ün evinin önünden uzaklaşır. Karagöz bakkala peynir, ekmek almak için gider ama borç bini aştı, dün neden ödemedin borcunu diyen bakkal veresiyeyi kestiğini söyler. Karagöz başı önde evine döner.
    Daha ertesi sabah Hacivat eve gelir. Karagöz üzgündür. Keşke altınları dağıtmasaydım, seni çağırsaydım. Böyle aç- susuz kalmazdım, der.
    Hacivat: " Yani artık akıllandın. "
    Karagöz: " Akıllandım ama gitti altınlar, tükendi. "
    Hacivat, Karagöz'ün verdiği altınları çıkarır. Altınlar tükenmedi Karagözüm, bunlar bana verdiğin altınlar. Al, hepsi senin der ve altınları verir. Karagöz altınları alır ve gözlerinden iki damla yaş akar. Hacivat'a sıkıca sarılır. İşte gerçek dost böyle olur, der.
    Hacivat: " Bir küp altın daha bulsan yine dağıtır mısın? " diye sorar.
    Bunun üzerine Karagöz: " Bir daha yanlışa düşmem. Kimseye haber vermem. Altınları bozdurur harcarım. " der.


    KARAGÖZ İLE HACİVAT: ÜZÜM ÜZÜME BAKAR
    Karagöz: " Sana bir atasözü söyleyeyim, Hacivat. "
    Hacivat: " Söyle bakalım Karagözüm. "
    Karagöz: " Üzüm üzüme baka baka conki. "
    Hacivat: " Bu ne biçim atasözü? "
    Karagöz: " Yanlış mı söyledim. "
    Hacivat: " Tabi yanlış söyledin. "
    Karagöz: " Üzüm üzüme baka baka Karagöz. "
    Hacivat: " Yine yanlış. "
    Karagöz: " Neresi yanlış. "
    Hacivat: " Sonu yanlış. Atasözünde adının işi ne? "
    Karagöz: " Karalı bir şey vardı sonunda. "
    Hacivat: " Doğru. Üzüm üzüme baka baka kara.. "
    Karagöz: " Buldum. Kara kara. "
    Hacivat: " Hayır. "
    Karagöz: " Karabiber. "
    Hacivat: " Olmaz. "
    Karagöz: " Belki şöyle olur. Ben kendi aklıma göre söylesem. "
    Hacivat: " Söyle bakalım. "
    Karagöz: " Hacivat Karagöz'e baka baka Karagöz. "
    Hacivat: " Hayda? Bu ne demek? "
    Karagöz: " Yani sen bana baka baka Karagöz oldun. "
    Hacivat: " Ben Karagöz olduysam sen de bana bakarak Hacivat oldun. "
    Karagöz: " O zaman gel yer değiştirelim. Ben oraya sen buraya. "
    Hacivat: " Şimdi ne oldu? "
    Karagöz: " Ben Hacivat oldum, sen Karagöz. "
    Hacivat: " Öyle olsun. Senin sohbetine doyulmaz. Bir yere uğramam gerek. Sonra görüşürüz. "
    Kendini Hacivat zanneden Karagöz Hacivat'ın evine gider. Kapıyı çalar. Kapıyı açan Hacivat'ın hanımına ben Hacivat oldum der ve içeri girmeye kalkar. Hacivat'ın hanımı, seni kendini bilmez, diye bağırır ve mutfaktan kaptığı oklavayla Karagöz'ün kafasına vurur. Aklı başına gelen Karagöz kaçıp gider.
    Akşamüstü eve gelen Hacivat'a hanımı olanları anlatır. Hacivat ise, bugün Karagöz'le konuştuklarını nakleder. Karagöz'ün ikisi arasındaki konuşmaların etkisinde kaldığını söyler. Böylelikle Karagöz evleri şaşırıp bizim eve gelmiş, der.
    Hacivat'ın Hanımı: " Şu senin gözü kara başka birinin daha evine girmeye kalkmasın? "
    Hacivat: " Yok daha neler? Dersini almış. Karagöz aynı yanlışa iki kere düşmez. "


    Yazan: Serdar Yıldırım
     
  2. Romanya Demokrat Türk Birliği Yayın Organı Hakses Dergisi'nde benim yazdığım Dilenci Hacivat isimli hikaye çıkmıştır.
    Dilenci Hacivat Sayfa 24
    Yazan: Serdar Yıldırım

    rdtb.ro/hakses/pdf/m...df/mai2015.pdf
     

Bu Sayfayı Paylaş