Karabük Eflani Hakkında Bilgi

Tartışma 'Karabük' içinde başlatan Şimal, 23 Ara 2009.

  1. Şimal

    Şimal Özel Üye

    [​IMG]

    Eflani,ilk ve ortaçağlarda Amasra kolonisinin İç Anadolu ile bağlantısını sağlayan yol üzerinde bir savunma şatosu olarak yapılmıştır. Bu şatonun Bithynia Hükümdarı Nikomedes'in oğlu Pylomes tarafından kurulduğu ve O'nun adını taşıdığı,Eflani adının bundan geldiği tahmin olunmaktadır.
    CUMHURİYET DEVRİNE KADAR EFLANİ'NİN TARİHİ

    Kaynaklar incelendiğinde Eflani'nin tarihi hakkında çok eskilere varan bilgilere rastlanılmamaktadır. Bu topraklar üzerinde kimlerin yaşadığını hangi medeniyetlere sahne olduğunu da kesin olarak bilmiyoruz.
    Ancak, 1084'de Kastamonu ve Sinop bölgesini fetheden Kara Tigin Bey'in bir süre buraya da hakim olduğu kabul olunabilir. Bu arada Bizanslıların hakimiyetine geçmişse de 1213 yılında tekrar Türk hakimiyetine girmiştir. Anadolu Selçukluları Sultanlarından,Sultan Mesut zamanında bölgede çıkan karışıklıklarda görevlendirilen Selçuklu Komutanının karşı tarafın safına geçmesi üzerine Sultan Mesut Kastamonu bölgesini Komutanlarından Şemsettin Yaman Candar 'a bağışlamıştır. Ancak,Muzafereddinin savaş meydanında öldürülmesine rağmen Mahmut'un Kastamonu kalesini Candar Bey'e teslim etmemesi karşısında Şemsettin Yaman Candar bölgenin en müstahkem şatolarından biri olan Eflani'de yerleşti.(1292) Bu olay sononda Eflani Candaroğulları Beyliğinin ilk merkezi olmuş bulunuyordu. (1309) Kastamonu'nun Süleyman Paşa tarafından alınmasından ve beylik merkezinin buraya nakledilmesinden sonra da Eflani bu beyliğin önemli kalelerinden biri olarak vasfını kaybetmemiştir. Candaroğullarından KötürümBeyazıt'ın oğlu 11. Süleyman Bey,Murad-ı Hüdavendigar'ın yardımı ile iktidara yükselince bu yardımına karşılık Eflani kalesini ve çevresini onlara armağan etmek zorunda kaldı. 1402'de Ankara bozgunundan sonra dahi her iki beylik arasındaki sınır Eflani kalesinden geçmekteydi. Bu tarihlerde Eflani bir yandan Amasra'da ki Cenevizlilere bir yandan da Candaroğullarına karşı bir savunma noktası olarak ayrı bir değer taşımaktaydı.Fatih Sultan Mehmet Ceneviz problemini halletmek üzere 1469'da harekete geçince Amasra üzer ine yürüyen Türk birlikleri Eflani' de toplandı.

    [​IMG]

    Deniz yoluyla Amasra önüne gelen Murat Paşa bu limanı savaşsız teslim alınca Eflani'de ki birliklerden ayrılan garnizon Amasra'ya gönderildi.Kastamonu'nun bir sancak haline getirilerek Anadolu Beylerbeyliğine katılması üzerine Eflani kalesinin artık stratejik bir fonksiyonu kalmadı. Bu arada Eflani'nin askeri değerini kaybettiğini ve sadece çevre köyleri için bir Pazar yeri olarak basit bir ekonomik değer taşımakta ve bundan sonra kaynaklarda Eflani'den "Pazar" adıyla bahsolunmaktadır. Kanuni devrinde Eflani 80 akçelik küçük bir kadılık olarak teşkilatlandırılmış ve Kastamonu Sancak Beyliğine bağlanmıştır.Tanzimattan sonra kurulan yeni vilayet teştkilatında isi 35 parça köyü ile Kastamonu Vilayetinin Safranbolu ilçesine bağlı bir bucak olmuştur. Cumhuriyetin ilanından önce Eflani Safranbolu ilçesine bağlı olup, Safranbolu ise Kastamonu İline bağlı bir ilçe durumunda idi.

    CUMHURİYET DEVRİNDEN BUGÜNE KADAR EFLANİ'NİN TARİHİ


    Cumhuriyet yönetimine geçildiğinde Eflani Safranbolu ilçesine bağlı ve 35 köyü bulunan bir bucak merkezi idi. Bu dönemde Safranbolu' da Kastamonu İline bağlı idi. Bu durum 1927 yılına kadar devam etti.1927 yılında Safranbolu'nun Zonguldak İline bağlanması ile Eflani'de bucak özelliğini koruyarak Zonguldak İli sınırları içine alınmış oldu.
    1953 yılında çıkartılan 6608 sayılı Kanunla Eflani ilçe merkezi oldu. 1996 yılında Karabük'ün de İl olması nedeniyle Eflani bugün Karabük İline bağlı 54 kövü ve 5 mahallesi ile küçük bir ilçe konumundadır.İlçe merkezinde belediye teşkilatı 1 Eylül 1953 tarihinde kurulmuştur.

    İLÇENİN TARİHİ YÖNDEN İLGİ ÇEKEN YÖRELERİ


    Eflani ilk ve ortaçağlarda Amasra kolonisinin İç Anadolu ile bağlantısını sağlamak amacıyla bir savunma şatosu olarak kurulmuştur. Bu tarihi başlangıçtan konuyu ele aldığımızda Eflani'nin ilk çağlardan bu yana çok önemli bir merkez olduğunu görebiliriz. Şemsettin Yaman Candar, bölgenin en müstahkem şatolarından biri olan Eflani'yi 1292 yılında Candaroğulları Beyliğinin merkezi yapmıştır. Konuyu özetlersek,Eflani; Bizans,Cenevizliler,Selçuklular ve Osmanlı medeniyetlerine beşiklik etmiş tarihi bir beldedir.Bu geniş zaman içinde ilçenin çeşitli yörelerinde bir çok tarihi yapıtlar meydana getirilmiş bu tarihi yapıtlardan bugüne pek azı kalmıştır. Bunlar da tarihi özelliklerini kaybetmek üzeredir. İlçe merkezindeki tarihi yapıtlardan Taşhan , Evliyahanı ve Refikdayıoğulları Oteli ile Tabaklar Köprüsü kısmen özelliklerini muhafaza etmektedirler. Ayrıca Gelicek ve Karacapınar köylerindeki bir çok ev tesbit edilerek koruma altına alınmıştır.Bunlara ilaveten hemen her köyde tarihi izler taşıyan benzeri eserler mevcuttur.Tarihi eserler arasında bugün kalıntılarına rastladığımız su yolları,manastır yıkıntıları,kaya mezarları,tümülüsler ve höyükler ile mağaralar mevcuttur. Ancak, bu tarihi eserlere ulaşmak için gerekli altyapı henüz oluşturulmamıştır. Bu nedenle bu tarihi eserleri görmek için turlar düzenlemek mümkün olmamaktadır.


    Eflani 1953 yılında ilçe olmuş, 1995 yılına kadar Zonguldak'a bağlı kalmıştır. İlçenin Karabük iline uzaklığı 47 km dir. Yüksek dağlar ve vadiler arasında yer alan Eflani'min 5 mahallesi 54 köyü vardır. Yüzölçümü 536 km karedir Denizden yüksekliği 930 metre dir. Toplam nufusu 12.000 dir Şehir merkezinde 3885 kişi yaşamakta olup nufusun kalan kısmı köylerde yaşamaktadır. İlçenin en önemli yükseltisi Tepedağ (1043m.) dır.​



    ---------- Mesaj Eklendi 03:42 AM ----------

    COĞRAFİ YAPI

    Eflani 1953 yılında ilçe olmuş, 1995 yılına kadar Zonguldak'a bağlı kalmıştır. İlçenin Karabük iline uzaklığı 47 km dir. Yüksek dağlar ve vadiler arasında yer alan Eflani'min 5 mahallesi 54 köyü vardır. Yüzölçümü 536 km karedir Denizden yüksekliği 930 metre dir. Toplam nufusu 12.000 dir Şehir merkezinde 3885 kişi yaşamakta olup nufusun kalan kısmı köylerde yaşamaktadır. İlçenin en önemli yükseltisi Tepedağ (1043m.) dır.

    Eflani, ikliminin yağışlı olması nedeniyle zengin bir bitki örtüsüne sahiptir. Zengin orman alanları ve mermer yataklarının buluduğu ilçede Ortakçı, Bostancılar ve Kadıköy isimlerinde üç tane gölet vardır. İlçeden çıkarılan mermerlerin büyük bir kısmı ihraç edilmektedir.Ormancılıkla hayvancılığın ekonomisinde önemli bir yer tuttuğu ilçemizde her yıl hindi festivali ve ulu yayla şenlikleri yapılmaktadır.


    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]





    ---------- Mesaj Eklendi 03:43 AM ----------

    köylerimiz

    abakolu köyü,soğucak,pinarözü,aciağaç, şenyurt,saçak,afş ar,ulugeçit,saraycik,akçakese,yağlica,seferler,akören,çalişlar,halkevli,alaçat, çelebiler,karacapinar,alpagut,kayadibi,karataş,bağlica,tabaklar,karli,bakircilar,yalacik,kavak,başiğdir,candaroğullari,çukurgelik,bedil,kiran çukurören bostanci,kocacik,demirli,bostancilar,koltucak,emirler,çal,kutluören,esencik,çamyurt,müftler,gelicek,çavuşlu,mülayim,gökgöz çemçi ,osmanlar,göller,çengeller,ovaçaliş, güngören, çörekli,ovaşeyhler,günlüce, hacişaban,paşabey


    ---------- Mesaj Eklendi 03:56 AM ----------

    KÜLTÜRÜMÜZ

    GELENEK VE İNANÇLAR

    Eflani ilçesinde bugün bile eski Anadolu kültürü yaşanmaktadır. Örnek gösterecek olursak henüz çekirdek aile düzenine geçilmemiştir. Yaşamın her diliminde gelenekler sürdürülmektedir. Halkın tamamı müslümandır. Batıl inançlar oldukça yaygındır. Türbeler kutsaldır ağaçları kesilmez. Cuma günleri tırnak kesilmez., Salı günü dağınık gün sayılır. Bunun için Salı günleri yeni bir işe başlanmaz. Muskaya inanılır. Yeni gelinler ağızlarını yaşmakla kapatırlar. Yeni gelinlerin bir mecliste konuşmaları genelde ayıp karşılanır. Halk geleneklerine sıkı sıkıya bağlıdır.

    HALK MÜZİĞİ VE OYUNLARI

    Eflani ilçesi Safranbolu ilçesi ile bütünleşmiş gibidir. Çünkü eskiden bu ilçeye bağlı idi. Halk müziği yok denecek kadar azdır. Bugün bilinen ve radyo ve televizyonlardan yayınlanan " Zürüyemin güğümleri kalaylı " İlçemizin halk müziğidir. Yöresel bir halk oyunu yoktur. Bununla birlikte davul zurna ekipleri mevcuttur. Bayramlarda ve düğünlerde bu ekipler çeşitli oyunlar oynarlar.Davul ve zurna nın yanında yöresel olarak köçek (zenne) denilen kadın kıyafeti giymiş Erkekler davulun önünde oyun oynarlar fotoğrafta köçekler oyun oynamaktadırlar.



    [​IMG]

    [​IMG]


    İlçedeki bir düğünde köçekler

    SANATLARI

    İlçede gelişmiş ve ekonomik değeri olan sanatlar mevcut değildir. Geçmişte yapılanlar ise teknolojinin getirdiği imkanlar sonucu bugün çok az denebilecek ölçüde yapılmaktadır. İlçede yaygın olarak kadınların başlarına örttükleri mahalli başörtüsü olarak kullanılan cember evlerdeki tezgahlardaki dokunmaktadır. Bunun gibi dokunan peştamal ise özel olarak öne tutulur. Ayrıca düz ve renkli çoraplar ile çeşitli bez dokumacılığı da yapılır. Bunun yanında ilçeye özgü herhangi bir sanat dalı yoktur.

    MUTFAĞI

    İlçede yapılan yemekler genellikle Türk mutfağına uygun niteliktedir. İlçeye özgü çorba çeşitleri; tarhana, uğmaç , çimdik,göcü,mısır ,keşkek,nişasta çorbalarıdır. Yemekler yapılırken salça,kıyma ve diğer katkı maddeleri ile birlikte hazırlanır. Yöreye has yemeklerden bazıları mıhlama,unlu köfte,perüşke(mantı) ,malak,bandırma dır. Tatlılar ise çullama, nişasta helvası,höşmerim,un helvası dır. Böreklerden ekmek böreği,su böreği yapılır. Bir de gözleme yapılır.

    GİYİM KUŞAM


    İlçenin kendine has bir giyim kuşam tarzı vardır. Erkeklerin giyim genelde % 85 medeni bir insanın giyimine benzer niteliktedir. İleri yaş grubundaki insanlar ise (%15) ise bundan yıllar önceki büyükleri gibi giyinmektedirler. Başlarına bir hacı takkesi takkenin üzerine ise bir sarık sararlar. Gömlek yerine mintan giyilir. Buna entari denilir. Ceketin altında yelek bulunur. Pantalonlar şalvar tipindedir. Kadınların giyimine benzer bir giyime yurdun hiçbir bölgesinde mevcut değildir. Başlarına cember,uzun bir entari,belde kuşak önlerinde peştamal bulunur. Fakat yeni nesilin başlarında cember olmasına rağmen belde kuşak bulunmaz daha modern giyinirler

    [​IMG]

    SÜSLEME ​
    Kullanılan eşyaların çoğunda süslemelere rastlanır. Cemberlere yatak takımlarına ve sehpa örtülerine oya veya dantel süslemeler yapılır. Hayvanlara da süslemeler yapılır. Bilhassa gösterişli boğalara süslemeler yapılır. Yeni doğum yapmış inekler de gelin gibi süslenir. Bugün genelde yapılmamakla beraber gelinin bindiği atta süslenir. Gelinlerde süslenir. Fakat burada göze çarpar nitelikte bir durum yoktur. ​
    HALK EDEBİYATI VE TİYATROSU ​
    Eflani'de tüm zenginlikler gömülü kalmış zaman içinde silinerek kaybolmuştur. Kültür ve turizm faaliyetleri yok denecek kadar azdır. Halk oyunları ve tiyatro faaliyetleri yoktur. ​
    ZİYARET YERLERİ ​
    Eflani ilçesinde sayıları oldukça kabarık türbeleri mevcuttur. Bunlardan bazıları oldukça ünlüdür. En ünlüsü Acıağaç türbesidir. Halk bu türbelerde yatanlardan medet umar. Hasta olanlar hayvanı veya çocuğu hastalananlar bu türbeye giderek adakta bulunurlar. Türbeler genelde hıdrellez günlerinde yoğun bir şekilde ziyaret edilirler. Yemekler hazırlanır ve gelenlere ikram edilir.


    ---------- Mesaj Eklendi 04:03 AM ----------

    GÖLETLERİMİZ

    Gerek doğal yapısı,gerek sanayiden uzak oluşu ve gerekse karadeniz iklimine sahipoluşu nedeniyle ilçemiz her sezon turistik bir yapıya sahiptir. Fakat altyapı eksikliği ve tanıtımının tam olarak yapılamaması nedeniyle çoğu bölgelerimizin güzellikleri bilinememektedir. İlçemizde Bostancılar , Bostancı ve Esencik olmak üzere 3 adet gölet bulunmaktadır. Göletlerin yollarının tamamına bakım yaplımıştır


    [​IMG]

    [​IMG]


    Esencik Göleti(Kulüp Köyü)İlçemizin kuzey doğusunda Pınarbaşı-Azdavay yolu üzerinde yer alır.Merkeze uzaklığı 11 km. civarındadır. 2500 m genişliğinde 40-50 m derinliğindedir. Esencik köyü içersinden sola dönüldüğünde asfalttan 200 m. civarında içeride yer alır.Pınarözü köyü sağ yol ayrımından gidildiğinde uzaklık 6-7km civarındadır. Fakat yol stabilize olup bakım yapılmıştır. Gölette tuvalet ve piknik masaları mevcuttur.
    BOSTANCI ( ORTAKÇILAR ) GÖLETİ


    [​IMG]

    [​IMG]


    Bostancı göleti diğer adıyla Yarış Köyü veya ortakçı diye de adlandırılır. 1150 m genişliğinde 25-30 m derinliğindedir. Merkezin güney doğusunda Daday yolu üzerinde yer alır. Asfaltın sağ tarafında olup asfalta 200 m. Eflani'ye ise 3 km.civarında uzaklıktadır. İki ormanın arasına kurulmuş olup doğal manzarası çok güzeldir. Tuvalet ve piknik masaları kamp alanları mevcuttur. En çok ilgi gören göletimizdir.
    BOSTANCILAR GÖLETİ



    [​IMG]

    [​IMG]


    Bostancılar Göleti İlçemizin Kuzey batısında Ovaçalış-Soğucak Yolu üzerinde yer alır. Merkeze uzaklığı 3 km. civarındadır.Yolu asfalttır.1 Km genişlikte 20-25 m derinliğindedir. Burada bulunan okul restore edilerek turizme elverişli hale getirilmiştir. Gölette kayık ve sal mevcuttur. Merkeze yakın olması nedeniyle genelde tercih edilir. Yakın zamanda yeni tesislerin kurulacağı söylenmektedir.





    ---------- Mesaj Eklendi 04:09 AM ----------

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    TARİHİ ESERLER

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]



    ---------- Mesaj Eklendi 04:16 AM ----------


    Manzaralar
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]



    ---------- Mesaj Eklendi 04:19 AM ----------

    [​IMG]

    Türbelerimiz


    Çalışlar Türbemizde 12 kabir vardır. Bunlardan biri çocuk biri bayan 10 tanesi de erkek. Erkeklerden ikisi Orta Asya'dan (Buhara veya Horasan) gelmişler. Çocuğunda bunlarla beraber geldiği sanılmakta.
    İkisi de, bu ilk gelen zevatı defneden talebeleri. Diğerleri Köyün içinden bunlara yakın olan, bunların sohbet ve sırlarına vakıf olanlar.
    Biri zamanın İmamı (Safranbolu Kızılören köyünden),
    Biri İmamgil'den Hüseyin efendi,
    Birisi de Hatip'gilden Şeyh İsmail efendi.
    Bu Zat-ı Muhteremler Orta Asya Buhara veya Horasan tarafından takriben 300 veya 500 sene evvel (2 kişi) irşad için bu beldeye gelmiş, uzun yıllar hizmet etmişler.Bir müddet köylüler kendilerini misafir etmiş.Daha sonra Caminin üst katında kendilerine tahsis edilen odada kalmışlar. Ömürlerinin sonuna kadar burada ikamet etmişler.Bir sonbahar mevsimi akşam sohbetten sonra Caminin İmamı (Safranbolu Kızılören tarafından) ve yanında köyden de iki kişi ile (biri İmamgil'den, biri de Hatip'gilden Şeyh İsmail) beraber iken bu iki zat çok sıkıntılıdırlar. İmam, sıkıntılarının sebebini sorar söylemek istemezler. İsrar edince; "Bize emr-i hak vaki olacak bu gece, üç geyik gelecek bunları kurban ediniz, etini dağıtınız, bizi yıkamaya gelecekler onların yıkamasına müsaade edin" demişler. İmam sabahleyin Ezan okumak için minareye çıkarken odanın önünden geçiyor. Kapıya üç defa vuruyor 'sallu sallu sallû' diyor. Ezanı okuyup dönüşte gene kapıyı vurup 'sallû sallû sallû' diyor, geçip sabah namazına duruyorlar.Namaz bittikten sonra Camiden ilk çıkan kişi kapıdan çıkar çıkmaz azametle bağırıyor, "burada yabancı hayvanlar var" diye. İmam hemen yerinden fırlar dışarı çıkar yabancı hayvanları (geyikleri) görür. İmam bu gördüklerinizi kimseye söylemeyin der ve üst kata bu Zat-ı Muhterem'lerin kaldığı odaya gider. Bakar ki ikiside vefat etmiştir. Cemaat dışarı çıktığı zaman görürler ki geyikler sanki kurban olacak kurbanlık gibi kıble istikametine yatmışlar.Hayretler içinde kalırlar.Bu geyikler burada kurban edilir. Eti cemaate dağıtılır. (Türbede bulunan geyik boynuzlarının bunlar olduğu sanılmaktadır.)Aynı gün hakikaten yabancı iki kişi gelir ve bunları yıkar ve defnederler. Allah rahmet etsin cümlemizi şefaatlerine nail eylesin�Mahallenin bir manevî havası vardır. Hanelerin lakablarına bakıyoruz hepsinin manevî kökenli olduğunu görüyoruz. (Hacıgil,İmamgil,Hatipgil,Alişıhlar,Dervişoğulları.gibi) Genellikle manevî değerlere sahip çıkılıyor. Son zamanların büyük alimi Bediüzzaman hazretlerinin has talebelerinden Mustafa SUNGUR' da bu mahalledendir. Bu mahallede düğünler davulsuz, içkisiz yapılırmış. Bu türlü hallerde kerametvarî hadiselerin ortaya çıktığı rivayet edilmektedir.Camide (1840-60 yıllarında) yangın çıkmış. Caminin tamamı yanmış, ağaç minare yanar vaziyette türbenin üzerine doğru yıkılmış, ama türbe ağaç olmasına rağmen hiç yanmamış. Yangın sanki bıçakla kesilmiş gibi türbe tarafında sönmüş Resmî Kayıt hakkında; Eskiden Eflani Belediyesinde mahallelere bakan bir bölüm varmış (Kütb-ü ) Burada mahalle ve türbeye dair bir risale varmış. Ama burası yanınca yangınla birlikte yanmış. Kaynak ; Muhittin SUNGUR ona amcası Hacı İzzet (1307 doğumlu ) anlatmış.
    (Aynı zamanda büyüklerin rivayeten anlattıkları da bu istikamettedir. Eğer bir gün resmi kayıtlarda bunlar hakkında daha geniş bilgi elde edilirse kaynaklara göre bu bilgiler yeniden değerlendirilecektir.
    (Mustafa KÖSE Mahalle İmam-Hatibi 2003)
    GÜNNÜCE ( İMAM KÖYÜ ) TÜRBESİ​
    [​IMG]
    KÜRE TÜRBESİ ​
    [​IMG]



    ---------- Mesaj Eklendi 04:20 AM ----------

    MAHALLİ BAŞÖRTÜSÜ CEMBER


    Tarihçesi : Eflani ilçesinde Mahalli baş örtüsü olarak kullanılan cemberin tarihçesi çok eskilere dayanmaktadır. Bununla ilgili bir tarih belirtmek mümkün değildir. Çevrede yaşayan yaşlı kışılar bu dokuma işinin ne zaman başladığını bilmemektedirler. Cumhuriyetten önceki tarihlerde ülkemizde tekstil sektörü de olmadığı dikkate alındığında bu işin başlangıcının çok eskilere dayandığı anlaşılmaktadır. Bunda 50 yıl öncesine kadar kadın ve erkekler iç çamaşırı olarak bu dokumalardan yararlanarak giyinirlerdi. ​
    [​IMG]
    İşlemeli cember fotoğrafı Baş örtüsü olarak Dikilmiş ​
    Cember Bezinin Özelliği : Eflani Dokuması ve diğer adıyla CEMBER BEZİ 60x120 cm boyutlrında iki parça olarak dokunur bu dokuma yıkanarak beyazlatılır ve ortada dikilerek 120x120 ebatlarında oluşturularak baş örtüsü şeklinde kullanılır. Ancak günümüzde bu dokumadan kullanılan baş örtüsü fazla kullanılmamaktadır bu nedenle kullanım alanı olmadığında bu işten herhangi bir ekonomik bir kazançta elde edilemediğinden dokunmamaktadır
    cember bezin de kullanılan iplikler 20/1 numara sarı kıvrak olarak tabir edilen 4.5 kilogram halinde piyasadan tamin edilen ipliklerden dokunur bı iplikler önce Tarhana Çorbası kıvamında denilen un ve su karışımında bir miktar kaynatılı bu işleme çirişleme denir bu çrişileme işleminden sonra iplikler kurumaya terk edilir ve belli bir nemlilikte iplikler kelebe ve Çıkrık yardımı ile masuralara sarılır masuralar sarılmış bu iplikler dolaba sokularak tezgaha hazırlanır ve dolaptan çıkarılan iplikler tezgahta taraklardan geçirilerek dokuma işlemine başlanı tüm bu dokumaya başlama işlemi yaklaşım10-15 gün sirmektedir. ​
    Cember Bezinde Kullanılan Boyanın Özelliği :Cember bezi dokunma ipinden kaynaklanarak krem renginde dokunur ancak ister renkli iplik boyaları kullanılarak boyanarak kullanılır istenirse dokumada kullanılan iplikler renkli kullanılarak dokunacak bez renkli olur ​
    Kullanım Alanları : Günümüzde cember bezi baş örtüsü olarak orta yaş bayanlar tarafından kullanılmaktadır ancak son zamanlarda Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğünce geliştirme çalışmaları yapılmış ve cember bezi kullanım alanı genişletilmeye çelışılmıştır bu nedenle Eflani Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve dayanışma vakfı başkanlığı ile işbirliği yapılarak yeni tezgahlar alınmış ve renkli iplikler kullanılarak kendinden desenli masa ortüleri, sehpa takımları, şömen takımları ve değişik amaçlarla kullanılabilecek parçalar üretilmiş ve bir hayli beğenilmiştir şu an şipariş üzerine Eflani kaykamalığınca dokunmaktadır ​

    MAHALLİ BAŞÖRTÜSÜ CEMBER ​
    Tarihçesi : Eflani ilçesinde Mahalli baş örtüsü olarak kullanılan cemberin tarihçesi çok eskilere dayanmaktadır. Bununla ilgili bir tarih belirtmek mümkün değildir. Çevrede yaşayan yaşlı kışılar bu dokuma işinin ne zaman başladığını bilmemektedirler. Cumhuriyetten önceki tarihlerde ülkemizde tekstil sektörü de olmadığı dikkate alındığında bu işin başlangıcının çok eskilere dayandığı anlaşılmaktadır. Bunda 50 yıl öncesine kadar kadın ve erkekler iç çamaşırı olarak bu dokumalardan yararlanarak giyinirlerdi. ​
    [​IMG]
    İşlemeli cember fotoğrafı Baş örtüsü olarak Dikilmiş ​
    Cember Bezinin Özelliği : Eflani Dokuması ve diğer adıyla CEMBER BEZİ 60x120 cm boyutlrında iki parça olarak dokunur bu dokuma yıkanarak beyazlatılır ve ortada dikilerek 120x120 ebatlarında oluşturularak baş örtüsü şeklinde kullanılır. Ancak günümüzde bu dokumadan kullanılan baş örtüsü fazla kullanılmamaktadır bu nedenle kullanım alanı olmadığında bu işten herhangi bir ekonomik bir kazançta elde edilemediğinden dokunmamaktadır
    cember bezin de kullanılan iplikler 20/1 numara sarı kıvrak olarak tabir edilen 4.5 kilogram halinde piyasadan tamin edilen ipliklerden dokunur bı iplikler önce Tarhana Çorbası kıvamında denilen un ve su karışımında bir miktar kaynatılı bu işleme çirişleme denir bu çrişileme işleminden sonra iplikler kurumaya terk edilir ve belli bir nemlilikte iplikler kelebe ve Çıkrık yardımı ile masuralara sarılır masuralar sarılmış bu iplikler dolaba sokularak tezgaha hazırlanır ve dolaptan çıkarılan iplikler tezgahta taraklardan geçirilerek dokuma işlemine başlanı tüm bu dokumaya başlama işlemi yaklaşım10-15 gün sirmektedir. ​
    Cember Bezinde Kullanılan Boyanın Özelliği :Cember bezi dokunma ipinden kaynaklanarak krem renginde dokunur ancak ister renkli iplik boyaları kullanılarak boyanarak kullanılır istenirse dokumada kullanılan iplikler renkli kullanılarak dokunacak bez renkli olur ​
    Kullanım Alanları : Günümüzde cember bezi baş örtüsü olarak orta yaş bayanlar tarafından kullanılmaktadır ancak son zamanlarda Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğünce geliştirme çalışmaları yapılmış ve cember bezi kullanım alanı genişletilmeye çelışılmıştır bu nedenle Eflani Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve dayanışma vakfı başkanlığı ile işbirliği yapılarak yeni tezgahlar alınmış ve renkli iplikler kullanılarak kendinden desenli masa ortüleri, sehpa takımları, şömen takımları ve değişik amaçlarla kullanılabilecek parçalar üretilmiş ve bir hayli beğenilmiştir şu an şipariş üzerine Eflani kaykamalığınca dokunmaktadır

    kaynak eflani.ilcesi.com
     
    Son düzenleme moderatör tarafından: 23 Ara 2009

Bu Sayfayı Paylaş