Fırtına Derenin Havzası

Tartışma 'Rize' içinde başlatan Şimal, 9 Tem 2010.

  1. Şimal

    Şimal Özel Üye

    Fırtına Derenin Havzası
    JEOLOJİ
    Kaçkar Dağın temeli Tebeşir (Kretase) döneme (-136-65 milyon yıl) ait kalker ve şistlerden oluşur.Doruk kesiminde granit ve bazalt kütleler yaygındır.Pletistosen dönemde (-2.5 milyon-10 bin yıl) çok yaygın olan buzulların tarafından oyuldu, şekillendi.Küre ısınmasına rağmen,hala üç küçük vadi buzulu var. (bilgi:Anabrittanica)
    Fırtına Havzası, Çamlıhemşin İlçe merkezinde birleşen Hala deresi ile vadinin alt kesimlerinde Fırtına’ya katılan Tunca ve Durak Dereleri’nin havzalarından oluşur. Fırtına Deresi, Karadeniz’den , Kuzey’den Güney-Doğu’ya doğru birçok kola (Durak, Hemşin, Kale, Hala, Polovit, Elevit ve Tunca dereleri) ayrılarak Kaçkar Dağları’na kadar yelpaze gibi yayılır.. Kısa mesafelerde meydana gelen sert yükselmeler iç kesimlerde ani iklim değişikliklerine sebep olur. Vadinin deniz seviyesinden yaklaşık 4.000 m’ye kadar olan yükselişi, dünyadaki en dik yamaçlardan birini oluşturur.
    Kaçkar Dağları’nın kuzey yamaçlarında bulunan Fırtına Havzası, 3500 m’nin üzerindeki dağ zirvelerinden başlayarak Fırtına Deresi’ni besleyen irili ufaklı dere vadilerinden oluşur. Havzayı yüksek zirveler sınırlar; Kaçkar(3.932 m), Tatos Dağı (3.711 m) Verçenik (3.709 m), ), Altıparmak (3.605 m), Bulut(3.562), Hemşin (3.425 m), Avgahan (3.354 m), Vaçakar (3.458 m), Kebut (3.329 m), Durnağın (3.465 m), Çaymakçur (3.420 m), Kemerkaya (3.562 m), Marsis (3.334 m), ve Demir Dağı (2.425 m), Pornak (3.302 m),
    Kaçkar dağın yüksek kesimlerinde bir çok BUZYALAĞI gölü var.Tümü 2.700 m’den daha yüksektedir.En büyükleri Deniz gölü, Küçük Deniz gölü, Büyük Deniz gölü, Derebaşı, Öküzyatağı, Kapılı, Sarınçof, Karagöl, Çermeş, Meterez,Tatos ve Sulak gölleridir
    Dünyada su kaynaklarının azalması ve kirliliğin etkisiyle giderek artan su ihtiyacı, yukarı kesimlerdeki ulaşılmamış buzullar ve buzul göllerinin önemini arttırır. Bu sebeple, Doğu Karadeniz’deki buzullar ve buzul gölleri geleceğin su rezervleridir.
    Apivanak yaylasının üzerindeki en yüksek gölü olan Anadağ (3.500m),Fırtınanın doğuş noktası olarak kabul edilir.
    İKLİM
    Doğu Karadeniz, ılıman iklim kuşağında yer alır. Türkiye’de kaydedilen en yüksek yağış miktarı olan 4.045 mm ile Rize İli, Türkiye’nin yağmur ormanlarını barındırır. Fırtına Havzası’nda ortalama yıllık yağış miktarı 2.000 mm’nin üzerindedir. Yılın her mevsimi yağış alan bölgede, yaz aylarında yoğun sise (duman), kışın iç kısımlara ve yukarı havzalara kara dönüşür, ortalama nem miktarları azalır.
    Fırtına Havzası’nda, özellikle 1.500 m ve üzerindeki alanlar yılın her ayında yoğun sis altındadır. Ortalama yıllık sıcaklık 14°C iken, en yüksek sıcaklık 38,3 C°, en düşük sıcaklık -7° C’dir.
    FIRTINA VADİSİ ORMANI
    Kıyıdan itibaren Kaçkarlar’ın zirvesine kadar jeolojinin, topografyanın ve iklimin çeşitlendirdiği, ormandan alpin çayırlara Doğu Karadeniz’e özgü zengin tür çeşitliliğine sahip habitatlar; nadir, endemik ve Bern Sözleşmesi’ne göre Avrupa ve küresel ölçekte tehdit altındaki türleri barındırır.
    Fırtına Vadisi, Kaçkar Dağları ile birlikte 537 odunsu bitki, 136 kuş, 30 memeli, 21 sürüngen ve 116 endemik bitki türüne ev sahipliği yapmaktadır. Fırtına, Hemşin ve Çağlayan dereleri, her yıl Karadeniz’den iç kısımlara göç ederek yumurtadan çıktıkları yere yumurtlayan deniz alalarının da yuvasıdır. Fırtına Vadisi’nin bulunduğu Doğu Karadeniz Dağları, hem Türkiye’nin 122 Önemli Bitki Alanından biri, hem de süzülen yırtıcı kuşların göç yolu olması nedeniyle Önemli Kuş Alanıdır
    Fırtına ormanları, iki kuşaktır:
    500 – 1 500m yükseklikler arasında sonbaharda insanı çoşturan renkleriyle geniş yapraklı ormanlar.
    Geniş yapraklı orman kuşağında, adi gürgen (Carpinus betulus), doğu kayını (Fagus orientalis), gürgen yapraklı kayacık (Ostrya carpinifolia), Anadolu kestanesi (Castanea sativa), çınar yapraklı akçaağaç (Acer platanoides), ova akçaağacı (Acer campestre), endemik Doğu Karadeniz akçaağacı (Acer cappadocicum), Istranca meşesi (Quercus hatwissiana), endemik Doğu Karadeniz meşesi (Quercus pontica), akçaağaç yapraklı üvez (Sorbus torminalis), kuş üvezi (Sorbus aucuparia), titrek kavak (Populus tremula), porsuk (Taxus baccata) gibi ağaç türleri bulunur.
    1.500 – 2.000m’ler de ise doğu ladinin (Picea orientalis) hakim olduğu iğneli yapraklı ağaçların bulunduğu ormanlar. . Ayrıca, Doğu Karadeniz göknarı (Abies nordmanniana ) ve sarıçam (Pinus sylvestris) da saf ve karışık ormanlar oluşturur.
    Fırtına kıyısı, şimşir (Buxus sempervirens ) türünün anıtsal özellikteki kalın çaplı 10-18 cm, boyu 6-8 m’yi bulan bireylerinin bulunduğu önemli bir topluluğunu da barındırır.
    Fırtına’dan yukarıya, yaylalara doğru yola çıkıldığında 2.200, yer yer 2.400 m’lerde ormanların bittiği yerde, orman gülleri ve çayırlar karşımıza çıkar. Türkiye’de doğal olarak beş tür orman gülü bulunur. Bunlardan endemik olan Kafkas orman gülü (Rhododendron caucasicum), beyaz çiçekli orman gülü (R. ungernii), endemik bir alt tür (R. ponticum subsp. ponticum var. heterophyllum) ile sarı çiçekli (R. luteum) orman gülleri Fırtına’da görülür. Güzel çiçeklerinin yanı sıra, meyveleriyle insanların, kuşların, ayıların, geyiklerin, kısaca tüm canlıların besin kaynağı olan kuş üvezi (Sorbus aucuparia), tüylü yaban gülü (Rosa villosa), dağ yaban gülü (Rosa montana), Rosa elymaitica, Rosa pulverulenta, mavi meyveli ayı üzümü (Vaccinium myrtillus), frenk üzümü (Ribes orientale), tüylü kartopu (Viburnum lantana) gibi çalı türlerini de unutmamak gerekir.

    Fırtına Vadisi ormanları, WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) tarafından Avrupa’da acil korunması gereken 100 ormandan biridir. Küresel ölçekte öneme sahip alan, yaklaşık 110.000 ha’lık alanıyla neredeyse tüm havzayı kapsar.
    Yaban Hayatı
    Doğu Karadeniz Dağları yaban hayatı açısından da son derece zengindir. Kuşlardan memelilere, sürüngenlerden böceklere kadar yaban hayatı bu çeşitliliğin önemli bir parçasıdır. Doğu Karadeniz Dağları, Asya ve Kuzey Avrupa’dan gelen göçmen kuş türlerinin Anadolu’ya giriş kapısıdır. Bölge, özellikle havada süzülen yırtıcılar açısından önemlidir. Sakallı akbaba (Gypaetus barbatus), kaya kartalı (Aquila chrysaetos), dağ horozu (Tetrao mlokosiewiczi), urkeklik (Tetraogallus caspius), gökçe güvercin (Columba oenas), küçük yeşil ağaçkakan (Picus canus), aksırtlı ağaçkakan (Dendrocopos leucotos), sürmeli dağbülbülü (Prunella ocularis), çizgili ötleğen (Sylvia nisoria), duvar tırmaşıkkuşu (Tichodroma muraria), sarı gagalı dağ kargası (Pyrrhocorax graculus), kar serçesi (Montifringilla nivalis), kara iskete (Serinus pusillus), büyük dağ bülbülü (Prunella collaris) türleri sayesinde, bölge uluslararası öneme sahip bir kuş alanıdır. Fırtına Deresi, kahverengi veya yerli alabalık diye bilinen Salmo turutta ile türün denize inen varyetesi olan deniz alası Salmo turutta labrax, endemik balık türlerini barındırır. Koruma altında bir tür olan deniz alası, günlük ve mevsimsel su sıcaklığı değişimlerine karşı çok hassastır. Beslenme ve üreme amacıyla mevsimsel olarak nehirden denize ve denizden nehire doğru göç eder. Kış aylarında üremek amacıyla berrak ve bol oksijenli akarsuların yukarı havzalarına ve derelerin kaynak kısımlarına, denizden yukarı havzalara doğru çıkar.

    Fırtına’nın yaban hayatı açısından öneminin bir göstergesi de endemik sürüngen türleridir. Bern Sözleşmesi’nce koruma altındaki türlerden Türkiye endemiği Baran engereği (Vipera barani), Hopa engereği (V. kaznakovi) ile dar yayılışlı Klark kertenkelesi (Darevskia clarkorum), Artvin kertenkelesi (D. derjugini), Hemşin yılanı (Natrix megalo cephala), Çoruh engereği (Vipera pontica), yine koruma altındaki toprak kurbağası (Paleobates syriacus), Uludağ kurbağası (Rana macrocnemis), ova kurbağası (R. ridibunda), siğilli kurbağa (Bufo bufo), ağaç kurbağası (Hyla arborea), Kafkas kurbağası (Pelodytes caucasicus), Kafkas semenderi (Mertensiella caucasica), şeritli semender (Triturus vittatus), yarı sucul yılan (Natrix natrix), su yılanı (N. tessellata), kör yılan (Typhlops vermicularis) Fırtına’da bulunur.
    FIRTINA'NIN KAMBUR TAŞ KÖPRÜLERİ

    Tilmisivat’tan Apevanak yaylasına kadar irili ufaklı 20 kadar taş kemer köprü bulunmaktadır. Bu köprülerin bir kısmı da Ayder’e doğru uzanan Hala Deresi üzerindeki üç köprüdür. Bunlar Hala, Mikrun ve Çuklanut köprüleridir.
    Fırtına Deresi boyunca uzanan köprüler ise sırasıyla; Tilmisivat, Orenkit, Ham Köprü, Makrevis, Ortan, Kale (ki bu köprünün üzerine beton dökülerek araç yolu için kullanılmaktadır.), Çinçiva, Çilanç (Çat) köprüleridir.Geri kalan köprüler ise Verçenik-Kale yaylasının yol ayrımında yer alan ve yine araç yolu olarak kullanılan ham köprü ile Apevanak, Kale yaylalarındaki küçük taş köprülerdir.
    Bir de Makrevis gibi bazı köylerin değirmenlerinin yanı başında küçük kemer köprüler bulunmaktadır. En temel özelliği harç kullanılmadan, yontma taş tekniğiyle yapılan bu köprülerin mimarı yönden taş tekniğinde ayrı bir yeri vardır. Bugün de hala kullanılan bu köprülerin bazıları Karayolları tarafından restore edilmiş ancak özellikleri kaybolmuştur. Restore edilen köprüler de Ayder tarafındaki köprülerdir. Çinçiva (Şenyuva) Köprüsü Eski bölgenin yaygın taş köprülerinden birisidir. Tek bir kemerle Fırtına Deresi geçilmiştir. Ayrıca korkuluk duvarı tamir edilerek üzerine demir bir kısım ilave edilmiştir. Köyün yaşlıları H. IIII/M. 1699 tarihli bir kitabesinin 1946 yılındaki bir selde kaybolduğunu kaydederler. Eğer bu doğru ise, yapı bölgenin en eski köprülerinden birisidir.
    UĞUR BİRYOL
    TARİH
    Antik çağda, Doğu Karadeniz sahillerinin kültürel yapısı iki bin yıllık Kolkhi (Colchic-Kolşik) terimiyle tanımlanırken, Bizans dönemiyle birlikte, yerini Lazi terimine bırakmıştır. Bilinen tarihiyle bölge, - 8. yy’dan itibaren Milet ve Fenikeli denizciler tarafından sıkça ziyaret edilmiştir. Persler’in yönetiminden sonra Pontus hakimiyetine giren,- 1. yy’da Romalılar’ın, Roma’nın +300’lerde bölünmesiyle de Bizans toprakları içinde kalan bölge, 1071’de Türklerin eline geçer. Türk hakimiyeti kısa sürerek yeniden Pontus İmparatorluğu’na geçer.
    Rize 1509 yılında Osmanlılar’ın eline geçerek, Lazistan sancağı olarak Osmanlı’nın son dönemlerine kadar yer alır. Cumhuriyet döneminde, 1953’e kadar Çamlıhemşin’in yukarı köyleri Pazar-Hemşin, aşağı kesim köyleri ise Ardeşen nahiyesine bağlıdır. Bu tarihten sonra Çamlıca adıyla Ardeşen ilçesine bağlanır ve 1957’de Çamlıhemşin adıyla ilçe olur. Pazara bağlı olan,Kantarlı deresi (Küçük dere) kıyısındaki Hemşin’le karıştırmamak gerek.
    Fırtına Vadisi çok eski zamanlara dayanan yerleşim tarihiyle zengin bir kültüre sahiptir. Yüzey araştırmaları bölgenin yontma taş çağından sonra iskan gördüğünü gösterir. Kale kalıntıları (Pazar kalesi,Zil kale ve Kali’bala), Elevit civarındaki kilise kalıntısı, koç heykeli, yer adları, söylenceleri, vartavorları, horonu, tulumu, türküleri, köyler arasındaki şive farklılıkları, hepsi bu zenginliğin kanıtıdır. Fırtına Vadisi’nin alt kesimlerinde genellikle Laz kültürü hakimken, yüksek kesimlerde Hemşin kültürü hakimiyet sağlar.
    Fırtına vadisini’n, tarihi, Laz ve Hemşin kültürü, zenginliği ve eşsiz güzelliği anlatan bir çok kaynakça bulabilirsınız. Çok gerilere gidilirse, Colchide’liler,Gürcü krallığı olmadan, -2000 yıllara dayanan bir Kara Deniz medeniyetidir.Homerus’un (-700), Odyssea’da, Truva harbinde evvel geçen Argonot’ların serüvenlerini anlatır: Jason ve arkadaşları,Argos adlı bir gemiyle, sihirli altın postu bulmak için,Colchis’e yelken açarlar...Altın post’un açıklamalarında ise, bir de bu geçer: Yörenin derelerinde, o zamalar bulunan altın parçacıklarını toplamak için, derenin yatağına yerleştirilen bir çerçeveye gerilmiş koç postu, tüylerin arasına altınların taklmasını sağlarmış...

    EKONOMİ
    Fırtına Vadisi’nin sahip olduğu engebeli yapı ve alternatif geçim kaynaklarının azlığı göçün en önemli sebeplerindendir. Vadide yerleşik olanların büyük bir bölümünün yaşamı gurbetteki yakınlarına bağlıdır. 1930’lara kadar Rusya’ya çalışmaya giden yöre erkekleri, öğrendikleri pastacılık ve fırıncılık mesleklerini, geri döndüklerinde, büyük şehirlerde değerlendirmeye başlar. Bu nedenledir ki, Türkiye’nin en leziz pastaları Çamlıhemşinli ustaların elinden çıkar. 2.500 kişilik bir nüfusa sahip olan Çamlıhemşin’in nüfusu yazın 10.000’in üzerindedir. Bu durum vadi için yeterli olmamakla beraber, ekonomik bir hareketlilik yaratır. Son zamanlarda gelişen turizm faaliyetleri, vadi yaşayanları için alternatif bir geçim kaynağı olarak gözükse de, plansız yapılan turizm etkinlikleri doğal yapıya zarar vermektedir.



    alıntı

     

Bu Sayfayı Paylaş