Eski zamanlarin ayak izleri... Yörük köyü / karabük

Tartışma 'Karabük' içinde başlatan Gülcan, 18 Nis 2009.

  1. Gülcan

    Gülcan Yönetici Yönetim Ekibi

    ESKİ ZAMANLARIN AYAK İZLERİ... YÖRÜK KÖYÜ / KARABÜK

    Safranbolu'nun hemen yanıbaşında 750 yıllık geçmişi ile bugüne ayak uydurmaya çalışan Konakları ile ünlü bir köy, YÖRÜK KÖYÜ... 450 yıllık gecmişini bu güne taşıyan ODABAŞI KONAĞI ülkemizdeki en eski yaşayan ev ünvanına sahip...
    Yörük köyü, tümüyle bir müze köy görünümünde. Dar sokaklar çevresine sıralanmış irili ufaklı evler, konaklar neredeyse tümüyle bakımlı.

    Köy halkı koruma bilincine sahip,hepsi de vakur ve mesafeli... Zaman tünelinde gezer gibi taş kaldırımlı sokakları adımlarken, sizi kolunuzdan çekiştrip yakapaça bir tezgaha sürüklemek için yarış eden satıcı modelleri henüz buralara uğramamış... Halkının çoğu büyük şehirlerde oturuyor ve tatil için köylerine geliyorlar.

    Safranbolu'nun 20 Km uzağında olan ve ayni mimari özelliklere sahip tarih köy,bozulmamış ve yağmalanmamış konakları ile günümüze kadar yaşayabilen ender köylerden birisi ve adeta bir açık hava müzesi konumunda...Safranbolu konaklarının en güclü ve de en büyük rakibi durumunda.

    Bu otantik yapılı güzel köyün ilginç de bir kuruluş hikayesi var... Orta Asya'dan dağılan Oğuz Türklerinin Karakeçili aşireti kollarından biri olan,Hüsyin-Hacı ve Davut isimli kardeşlerin yönetimindeki bir aşiret yöreye gelir... Büyük Kardeş Hacı Hüseyin'in yönetimindeki bir kol,bugünkü YÖRÜK Köyünün orta mahallesindeki Hafız Pınarı olarak bilinen ve halk arasında" ÇÖKÜN" adıyla anılan yere oba kurarlar. Uzunca bir süre birlikte kalan ve hayvancılk yaparak yaşayan yörüklere gün gelır mera ve otlaklar yetmez olur... Kardeşlerin ikincisi HACI grubuyla "Hacılar Obası Köyü'nü" ,üçüncü kardeş ile de "Davut Obası Köyü'nü" kurarlar...

    Bu üç kardeşe ait Yörük Köyleri, 250 sene kadar çadır hayatı ile ve göçerlik yaparak yörede yaşarlar... Daha sonra, Osmanlı Devlet baskısı sonucunda yerleşik düzene gecerler. 750 Yıl gecmişi ile Yörük köyünde en eski ev 450 yıllık en yenisinin yaşı ise 90'ı çoktan gecmiş... Köyün zamanla göçvermesi sonucunda evlerin bir çoğu bugun nerdeyse harabe görünümünde... Çok iyi korunan ya da restore edilerek elden gecirilen bazı konaklar bugun turizmin hizmetinde yogun bir ziyeretci akını altında yıpranmaya devam ediyor... 450 Yıllık odabaşı evi "Odabşıgiller" olarak adını değiştirerek günümüze kadar özelliklerini koruyarak gelebilmiş tek ev unvanına sahip...

    Evlerin ahşap doğramaları, aşı boyası,civit mavisi renklerle boyanmış kapaklı dolaplar,parmaklıklar ve sürme kafesler ile dikkat ceken en belirgin yapısal özellikler... 150 - 200 yıllık evlerde iç süslemelere duvar ve tavan kaplamalarına oldukca fazla özen gösterilmiş... Bir çok evde Alevi-Bektaşi kültürüne ait dinsel motiflere de rastlamak mümkün...

    Yörük Köyü evlerinin bir çoğunun saçaklarında asılı olan Geyik boynuzları dikkat çekiyor... Uğuruna inandıklarından olsa gerek köy sakinleri vurdukları Geyiklerin boynuzlarını ev sacaklarına asarlarmış...

    İki ve üç katlı olarak inşa edilen Yörük Köyü evlerinin alt katları ahır olarak kullanılmış.Her evin giriş kısmında bir kiler ve bir de kuyusu bulunmakta.Üst katlar ise oturma amaçlı odalara ayrılıyor.Evlerin pencereleri kafesli,ahşap panjurlu,kapılar ise birbirinden ilginç süslemeli kilitler ile ilk başta dikkat çeken estetik özellikler. Ahşap Kapı kilitlerinin anahtar deliği yanında bir mandal bulunuyor.Bu mandal yukarı kaldırıldıgında birinci kilidi açıyor,elle çekildiğinde ikinci kilit kaldırılıyor.Üçüncü kilit ise anahtar ile çevrilerek açılıyor.

    Evlerin kapı tokmakları ise dışardan gelenlerin tanınmasına yönelik ilginç özellikleri ile dikkat cekiyor...

    1879 senesınde yapılan ve 1996yılnada onarım görüp günümüzde sanat galerisi olarak kullanılan "Çamaşırhane", çeşmesi ve tarihi mezarlığı, köyün sırtını yasladığı tepelerdeki mağaralar,Kastamonu-Safranbolu yolu uzerındekı 30 m. çapında ve 37 derecelık su sıcaklıgı ile piknik alanı olarak kullanılandoğal havuzgörülmesi gereken önemli yer yerler.

    Yörük Köyünün ferah yapıları arasında Sipahioğlu konağı ve misafirhanesi,Hacı Kavas ve Bekir efendi evleri,Muratoğlu Konağı,Cebecioğlu konağı,Aşağı mahalle,Ahşap camii,İbrhim Çağlayan hanesi, Kaymakcıoğlu konağı köyün mimari özellikleri dikkat çeken önemli yapıları.


    Ne Yenir ?
    Öğle ya da akşam yemeği için Safranbolu şehir içinde restore edilmiş ilginc mekanlar oldukca fazla.Bunlardan birisine ister biraz soluklanmak için ya da havuz başında,konakların bahçelerinde oturup bir şeyler yemek ve içebilmek seçenekleri oldukca fazla..Ama ben olsam Yörük köyü meydanındaki gözlemeci Mübeccel hanımın gözlemelerini, üstüne de kendi elleriyle yaptığı ev baklavasını tercih ederim.

    Köyün içinde bulunan cafelerde mantarlısından peynirlisine varana kadar çeşit çeşit gözlemelerden yiyebilirsiniz...Köyün ayranı meşhur.Bir de ev yapımı baklavaları...


    Yapmadan Ayrılma :
    Köy içindeki konakları gezmeden ,yörük kileri dükkanından recel,tarhana,erişte,pekmez,turşu,kekik ve ıhlamur almadan, tarihi çamaşırhane sanat galerisini gezmeden köyden ayrılmayın...

    Zaman ayırabilirseniz, Bağlar bölgesini ve birer doğa harikası olan Tokatlı ve Düzce kanyonlarını, İncekaya su kemerini de görmelisiniz. Köyde ki tarihi konaklardan özellikle Sipahioğlu konağının içini mutlaka görün.

    alıntı
     

Bu Sayfayı Paylaş