Ibni battuta’nin mudurnu notlari

Tartışma 'Bolu' içinde başlatan Gülcan, 15 Nis 2009.

  1. Gülcan

    Gülcan Moryağmur Yönetici Yönetim Ekibi

    İBNİ BATTUTA’NIN MUDURNU NOTLARI

    Dünyaca tanınmış,Arap seyyah “İbni battuta”,Orhan Gazi zamanında,yani Evliya Çelebinin Mudurnu’yu ziyaretinden 309 sene önce,M.1331 yılında Mudurnu’ya Gevye –Göynük yolunu takiben gelmiştir.İbni Battuta seyahatnamesinde şunlar yazmaktadır:
    “.......Sabah oldukça cümlemiz süvar olduk.Gevyeden bir Ahi’nin bize tefrik eylediği kiralık süvari,Mudurnu’ya bizi iysal için bir süvari verdi.Bu gece çok bol kar yağarak yolu örttü.Bizim rehberimiz olan süvari önümüze geçip,gece gündüz demeden bir Türkmen köyüne varıncaya kadar bizi arkasından sürükledi.Bu Türkmen köyünde bize yemek verdiler,afiyetle yedik.Rehberimiz köylülerle görüşüp,gideceğimiz yolu tayin ettikten sonra yanımıza oraları çok iyi bilen köylülerden bir rehber daha aldık.Bu rehber bizi bir takım sarp mahallerinden ve dağlardan geçirdikten sonra,bir dereyi belki otuz defadan ziyade geçtik.
    Bu köylü rehberimiz,bir süre gittikten sonra bizi terk ederek kaçıp gitti.Nereye gideceğimizi bilmediğimiz gibi,kardan hiçbir yolda görünmüyordu.Kar altında kalan yolu ancak iri taşların işaret vermesi sayesinde bulabilerek,ilerlemeye çalıştık.Nihayet akşam karanlığında bir dağa varabildik.Gerek kendim gerekse yol arkadaşlarım için mahvolmaktan korktum,kurtuluş çareleri aramaya başladım.Yol arkadaşlarımı Cenab-ı Hafiz-ı hakikiye emanet ederek,tek başıma yola devam ettim.
    Bu yörelerin insanları ulu ölülerin mezarları üzerine ahşaptan odalar inşa ederler,(Türbe) uzaktan görenler meskün zanneder ise de,yanına varılınca içeride hiç kimsenin bulunmadığı anlaşılır.Ben de bunlardan bir çoğunu gördüm.Bazılarının içine girilerek dinlenmeye ve soğuktan korunmaya çalıştım.Bu kötü şartlar altında yoluma devam ederken Cenab-ı Zülcelal beni bir evin kapısına götürdü.Orada yaşlı bir adam bulup,Arapça konuştum.
    Bu hane bir Zaviye fukara (bir sofunun ibadet için içine kapandığı yer)olup,kapıda benimle konuşan bir şeyh idi.Benim şeyh ile konuştuğumu işiten bir fukara binadan dışarı çıktı.Bana selam verdi.Geride bıraktığım yol arkadaşlarımın hallerinin çok fena olduğunu,yolu şaşırdığımızı,Allah rızası için onların kurtulmasına yardımcı olmalarını,benimle beraber geri dönüp,onların yardımına gitmemizi rica ettim.Teklifimi kabul ettiler,beraberce gerideki arkadaşlarımın yanına gidip,onları da alarak,tekrar Şeyhin Zaviyesine döndük.Halimize şükürler ederek,Tanrıya dualar ettik.
    Cuma gecesi olduğundan,yanında bulunan köyün ahalisi toplandılar,namaz kılıp,zikir ile geceyi ihya ettiler.Her biri bize evlerinde bulunan yemeği getirdi.Bütün zorluklarda şimdilik giderilmiş oldu.Sabahleyin oradan hareket ettik ve Cuma namazı zamanı Mudurnu beldesine vardık.Mudurnu’da Ahi’lerden birisinin zaviyesine indik.Orada misafir olarak bulunan bir topluluk vardı.Cuma namazını kıldıktan sonra biz,kar ve soğuğun şiddetinden korku ve endişe içinde iken Mudurnu halkından bir hacı yanımıza gelerek selam verdi.Kendisi Arapça konuşabildiğinden,onu görünce pek çok sevindim.Burada hayvanlarımızı sokacak bir yer bulamamıştık.Hacıya hayvanları kira ile bağlayacak bir yer bulmasını rica ettim.Hacı bana cevap olarak;
    -“Bunları burada bir kapalı yere bağlamak mümkün değildir.Çünkü,bu beldede hanelerin kapıları küçük olduğundan hayvanlar giremez.Fakat,çarşıda misafirlerin hayvanlarını bağlayabilecekleri yer var,size göstereyim.”dedi.
    Filhakika bizi çarşıda görünce,orada hayvanlarımızı bağladık.Yol arkadaşlarımdan biri hayvanlarımızı gözetlemek için ahırın karşısında bulunan bir dükkana yerleşti.Arapça bilen hacıya rastladığımızda,bizimle beraber Muturni’den on günlük mesafede bulunan Kastamonu’ya gelmesini rica ettim.Kabul etti ve bizimle beraber yola çıktı.
    Bir gece bir köye indiğimiz zaman,bize yemek ve cümlesi kuru olarak erik,elma,kayısı ve şeftali gibi meyve getirdiler.Yedik içtik ve nihayet Bolu’ya vardık.

    mudurnu com​
     

Bu Sayfayı Paylaş